Askerlikte Kavga Edilirse Ne Olur?
Birinci Gün: Kayseri’nin Sıcaklığı ve Askerlik Heyecanı
Kayseri’nin o meşhur sıcağı, tam da askerliğe başlama günümde beni sarhoş etmişti. Güneşin altında yürürken gözlerim yanıyordu ama bir yandan da içimde bir heyecan vardı. Bütün hayatım boyunca normal bir insan gibi yaşadım, Kayseri’nin dar sokaklarında gezdim, pazarda dolaştım, çayımdan birkaç yudum aldım. Ama bugün bir şey değişecekti; bugün asker olacaktım.
Daha önce hiç orada olmamıştım; askerlik, çoğu erkek için adeta bir geçiş ritüeli gibidir. Korku, heyecan ve garip bir huzursuzluk iç içeydi. Ne yapacağımı, nasıl davranacağımı tam bilemeden, “acaba?” diyerek içimden sorguluyordum. Bir yandan da içimde tuhaf bir umut vardı. Çünkü belki bu, gençliğimin son birkaç ayını ardımda bırakıp gerçek bir adam olma yolundaki ilk adımdı.
Ancak o sabah, bir anda hayatımın en büyük hayal kırıklığını yaşayacağım bir an yaşandı. İşte her şey o an başladı…
Bir İntihar Kıvılcımı: Askerde İlk Kavga
İlk birkaç gün her şey normalken, bir sabah erken saatlerde devreye girecek olan kahvaltı için sırada beklerken, yanımda duran adam bir anda bana bağırmaya başladı. Ne olduğunu anlamadım. O an benim için dünya sadece gözlerimden ibaretti, ama bir anda sinirli bir şekilde üzerime yürüdü. Yavaşça geri çekildim, ne yapacağımı düşündüm.
Bu kadar hızlı bir değişim; her şeyin birkaç saniye içinde nasıl bu kadar vahşileşebileceğini görmek beni derinden etkiledi. Neden? Ne olmuştu da bu kadar sinirlenmişti? Söylediklerini anlamak için kafamda binbir düşünce dolaşırken, içimden bir parça dağılmaya başlamıştı. Kavganın ilk sinyaliydi bu; belki de askerlik bu kadar basitti, anlık gerilimlerin bir sonucu olarak her şey bir anda kontrolden çıkıyordu.
İçimden “ne yapmam gerek” diye tekrar tekrar geçirdim, ama sonra kararımı verdim: kavga etmemek! Gerçekten de bu anın gerginliğini, o anki sinir bozukluğumu, sadece birkaç sözle halletmeyi denedim. Ama bu kararım, kavgadan kaçmak, bir noktada bana hayal kırıklığı yaratacaktı. Hiç beklemediğim bir şekilde, sinirlerim bozulmuş, haksızlığa uğramış gibi hissediyordum. Çünkü bana hakaret eden adamı yatıştırmaya çalışırken bile, ona doğru bir şey söylemek bile içimi sıkıyordu.
Hayal Kırıklığı ve Bir Anlık Şiddet
Bir hafta sonra, yine bir sabah, birkaç yeni arkadaşımın olduğu grup bir araya gelerek sabah çayı içiyorduk. O sırada aynı adam tekrar önümde belirdi. O an, ne olduğunu anlamadan bir anda kendimi yerden kalkarken buldum. Biriyle kavga etmek, hele hele elini kaldırmak… Hiç aklımda olmayan bir şeydi. Ama o anda tüm sabahın sinsiliği, uykusuzluk, o bitmeyen gerilim birleşti ve hiçbir şey düşünmeden üzerime yürüdü.
“Yeter artık!” diye bağırdım. Söylediğim her kelime, o an içimde biriken her şeyin patlamasına neden oldu. Kalbim hızla çarpmaya başladı, ellerim titriyor, soluk almak zorlaşıyordu. Sadece onunla değil, aslında tüm sistemle savaşmaya başladım. İçimde biriken tüm kırgınlıklar, sinirlerim bu anla vücut bulmuştu.
Ama kavga büyüdü, çok hızlı bir şekilde. O anki sinirsel boşalma, bana da büyük bir korku getirdi. Kısa bir süre sonra komutanlar müdahale etti ve biz ikimizi de alıp farklı yerlere götürdüler. O an yalnızca sersemlemiştim. Kavga, sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir savaşa dönüşmüştü. İçimde bir yara açmıştım ve bu yaranın izlerini hala taşıyorum.
Sonuç: Ne Olur? Askerlikte Kavga Edilirse?
Kavganın sonrasında, ikimizin de cezalandırılacağı konusunda kimseyi inandırmak kolay olmadı. Zaten askerlik hayatımda böyle bir olay yaşanması, içimdeki sabrı ve gücü ölçmeme neden oldu. Bir insanın bıçak gibi kesilen sabrını görmek ne kadar acı olabilir? Gerçekten de bir insanın sınırlarının ne kadar gerildiğini görmek, başka türlü anlaşılabilecek bir şey değildi.
Bir yandan üzülüyor, diğer yandan da kendimi savunmaya çalışıyordum. Sonuçta bir anlamda, bu yaşanan olayın bizleri birbirimize daha yakınlaştırması gerektiğini düşündüm. Kavga etmek, sadece bir yüzleşme değil, aynı zamanda bir içsel çatışma da yaratıyordu. O anki haksızlık, bir noktada bana da devralacağı bir yetkiyi gösteriyordu.
İçimde bir hayal kırıklığı vardı. Bu gerginlik, bana aslında insanların ne kadar kırılgan olduklarını, ne kadar küçük şeylerin hayatımızı değiştirebileceğini hatırlattı. Sonrasında komutanlarla yüzleşmek, birbirimizi anlama çabası vardı, ama bu olaydan sonra bir şeylerin değiştiğini hissettim. Kavga sonrası askerlik, ilk başta düşündüğüm gibi kolay bir yolculuk değildi. Aslında belki de bu, beni olgunlaştıran, gerçek bir insan yapan bir dönüm noktasıydı.
Son Söz: Kavga Edildiğinde Neler Olur?
Askerlikte kavga edilirse, öncelikle sonuçları düşünmek gerekir. Bu olaylar, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir kırılmaya neden olabilir. Kimi zaman insanlar sinirleriyle hareket eder, kimi zaman da başkalarını anlamadan patlarlar. Ama her durumda, askerlik yalnızca bir geçiş dönemi değil, insanın içindeki duygusal engelleri aşmaya çalıştığı bir yolculuktur.
Askerlikte kavga edilirse, genellikle ceza ve disiplin gelir. Ama asıl tecrübe, bu olaylardan sonra nasıl bir insan olduğumuzla ilgilidir. Bu hikâye bana şunu öğretti: Hayatın getirdiği her zorluk, bizim karşımıza bir sınav olarak çıkar. Eğer sabrımızı, anlayışımızı kaybetmeden yol alabilirsek, işte o zaman gerçek askerlik, gerçek olgunluk kazanılmış olur.